Yol Günlüğü
Michel de Montaigne, Yol Günlüğü, Çev. Ömer Bozkurt. Yapı Kredi Yayınları Kâzım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi 86, İstanbul 2012, 328 s. (Özgün adı ve ilk basımı: Journal de voyage 1774)
Çevirmenin Sunuş yazısından Giriş ve Sonuç Paragrafları
AT SIRTINDA BİR HÜMANİST: MONTAIGNE’İN ORTA AVRUPA VE İTALYA YOLCULUĞU
Michel Eyquem de Montaigne (1533-1592), yıllardır yazıp işlediği Denemeler’inin [1]Bu sunuş yazısında okur, Denemeler’in türkçe basımlarından ikisine yönlendirilecektir. Bunlardan biri, eserin tümünün Temel Keşoğlu tarafından yapılmış çevirisidir (Doruk … Tümünü Gör ilk iki kitabını Bordeaux’da bastırdıktan sonra, bunlardan ikişer nüshayı sandığına koyup 1580 yılının 22 Haziran günü, at sırtında, Kuzey Fransa, İsviçre, Almanya (Kutsal Roma Germen İmparatorluğu) ve İtalya’yı kapsayacak uzun bir yolculuğa çıkar. Yanında en genç kardeşi, o tarihte yirmi-iki yaşındaki Bernard de Mattecoulon ve ölmüş kızkardeşi Marie’nin eşi, Bernard de Cazalis de vardır. Sadece gerekli olanlarla değil de “onuruna yaraşır atlarla ve uşaklarla yolculuk yapmaya alışık olduğundan” [2] Montaigne Denemeler III, 9. (Keşoğlu çev., C. III, s. 204.) maiyetinde ayrıca çok sayıda hizmetkâr (yaver, uşak, katırcı, yazman…) bulunmaktadır.
(…)
Yola çıktığında Montaigne kırk-yedi yaşındadır, böbreklerinden rahatsızdır, taş düşürmekte, kum dökmektedir. Yolculuk boyunca birçok kaplıcada sayrılığına çare arayacaktır. Henüz İtalya’dayken, yokluğunda yeniden Bordeaux belediye başkanlığına seçilmesi üzerine yolculuğunu kısa keser ve 30 Kasım 1581 günü şatosuna geri döner. Bu yolculuk on-yedi ay ve sekiz gün sürmüştür.


Sorbonne’un Rue des Écoles’e bakan cephesinin karşısındaki Montaigne anıtı
Montaigne’in muhtemelen sadece, kendi yararı için bir andaç olarak düşündüğü ve bir süre, yer yer eklemeler yaptığı bu metin, kanımca üç açıdan değerlidir:
Birincisi, bize Montaigne’i, Denemeler’de kendini anlattığından da daha doğal haliyle tanıtmasıdır. Bu metin, hastalıkla ve kendi duygularına göre, yaşlılıkla –çünkü sadece kırk-yedi yaşındadır– mücadele içindeki insanın, bir yandan çağının en akut ve kanlı sorunlarından birinden –din savaşları– derinden etkilenirken bir yandan da yaşamdan haz almayı sürdürmek için dingin, gerçekçi ve örnek çabasının pek etkileyici öyküsüdür. Üstelik bu anlatının bir bölümü, onunla birlikte yolculuk eden bir başka öznenin kaleminden çıkmadır. Böylece çizilen görüntü bir tür nesnellik kazanmaktadır.
İkincisi, bu metnin hem bir dönem ve hem de o dönemde bir eylem türü, yolculuk, konusunda zengin ayrıntılarla dolu bir tablo ortaya koymasıdır. Gerçekten eserde bir yandan Habsburg hanedanının egemenliğinde en görkemli dönemini yaşayan ve V. Karl’ın (Şarlken) ve Avusturyalı Maximilien’in yakın geçmişteki anılarının pek canlı olduğu imparatorluğun, ve öte yanda Kilise Devleti’yle değişken ve girift ilişkiler içindeki İtalya kent cumhuriyetlerinin ve dükalıklarının kırlarında ve kentlerinde, günlük yaşama ilişkin birçok ayrıntı sunulmaktadır. Bir yandan da bu metin o dönemde Avrupa’da soyluların nasıl yolculuk ettiklerine ilişkin zengin bir bilgi kaynağı oluşturmaktadır.
Sonradan birçok yayıncının çabalarıyla metne eklenen bilgi dipnotlarıyla desteklendiğinde, yolculuğun gerçekleştiği tarihsel döneme, o dönemde soylular arasındaki ulusal ve uluslararası dayanışmaya, toplumsal sınıflar arasındaki ilişkilere, mesleklere, teknik düzeneklere, günlük yaşamda davranış kalıplarına ve nihayet Montaigne’in yolculukta karşılaştığı ve görüştüğü, gerek Kilise Devleti (Papalık) gerekse dükalıkların yönetim kademelerinden kişilere ilişkin bilgiler edinilmektedir. Böylece Montaigne’in yol günlüğü, yazar için bir andaç olmanın çok ötesine geçerek, Rönesans’ın sonlarına doğru ya da hemen sonrasında Orta Avrupa ve İtalya’da entelektüel çevrelere, mesleklere ve günlük yaşama, bir de ayrıca kamu yönetimi küresine ilişkin ilginç ayrıntılarla süslü, parlak bir fresko niteliği kazanmaktadır.
Metne değer katan üçüncü unsur, Montaigne’in bu günlükle bize, pek çok şeyden sonra, nasıl yolculuk etmek gerektiği konusunda da bir ışık tutmasıdır. Öyle geliyor ki, aradan geçen dört-yüz küsur yılın ardından, günümüzde de verimli yolculuklar, ancak onun yaptığı gibi, merakın vazgeçilmez eşliğinde, köyümüzdeki görenekleri bir yana bırakıp, yabancılarla, ötekilerle, temas sonucunda farklılıkları kabule ve evrilmeye yol açanlardır; biraz yolculuğun kendi akışı içinde, kendiliğinden biçimlenenlerdir; bildik coğrafyaların dışındaki güzellikleri, yeni yerleri –Yerküreyi- tanıma fırsatıyla mutluluk veren ve bu mutluluk perspektifi nedeniyle ruhsal ve hattâ fiziki sıkıntıları bile bastıranlar, unutturanlardır; Yeryüzü şiirine, geopoetika’ya ulaştıranlardır. Bu yolculukların sonunda gezgin, nicelendirilebilir bir kazançla dönmez yurduna, şu kadar kilometre yol gitmiş, şu kadar yer gezmiş, oraya da gitmiş, bunu da görmüş pek önemli sayılmayabilir; değişmiş biri olarak döner sadece. Montaigne söz konusu olduğunda bunun kanıtı, Denemeler’in, yolculuktan sonra yayımlanan, üçüncü kitabında aranmalıdır.
Dipnotlar
| ↑1 | Bu sunuş yazısında okur, Denemeler’in türkçe basımlarından ikisine yönlendirilecektir. Bunlardan biri, eserin tümünün Temel Keşoğlu tarafından yapılmış çevirisidir (Doruk yayınları, İstanbul, 2010, 3 cilt). Eser bundan sonra “Keşoğlu çev.” kısaltmasıyla anılacaktır. İkicisiyse Sabahattin Eyüboğlu’nun seçmeler çevirisidir (yeni basım: İş Bankası Kültür yayınları, İstanbul 2010). Eser bundan sonra: “Eyüboğlu çev.” kısaltmasıyla anılacaktır. |
|---|---|
| ↑2 | Montaigne Denemeler III, 9. (Keşoğlu çev., C. III, s. 204.) |