GEOPOETİKA – KENNETH WHİTE EVRENİNDEN NOTLAR
Bu yazı Kitap-lık dergisinin Temmuz-Ağustos 2024 tarihli 234. sayısında (s.121-140) yayımlanmıştır
Geçen yüzyılın sonlarına doğru, Eylül’ün bir günü, Paris metrosunda, Nation-Charles de Gaule-Etoile hattında yolcuydum. La Motte-Picquet Grenelle ile Passy istasyonları arasında, katarın yerüstüne çıkıp Seine Irmağını köprüyle aştığı ve içinin iyice aydınlandığı sırada, vagonun arka duvarının sağ üst köşesinde genelde reklâmların yeraldığı küçük dikdörtgen panolardan birinde bir metin gördüm ve okudum. Tekrar okudum, gülümsemiş olmalıyım. Panonun hemen altında ayakta duran kadın kendisine bakarak gülümsediğimi sandı ve sinirli bir şekilde başını çevirdi. Cebimden küçük defterimi ve spiraline sokulu kalemimi çıkarıp, kendisini biraz daha rahatsız etme pahasına mecburen o yöne bakarak ama gülümsememeye dikkat ederek şiiri kopya ettim:
Teşekkürler şu birkaç nisan günü için
esen şu beyaz rüzgâr
şu koyu renkli toprak ve birbirine girmiş otlar
bir de yanımsıra yürüyen bu kız için teşekkürler
Bu dizelerdeki yalın doğa betimiyle sıradan eylemin duyurduğu mutluluk daha önce birçok yolcuyu etkilemiş olmalıydı. Özellikle kurşuni bulutlu gökyüzünün altında, siyah toprak üzerinde doygun yeşil otları gördüm. –Yoğun bulutlu ve yağışlı günlerde en doygun renk yeşildir–. Beyaz (= kuzeyden esen) rüzgârı hissettim. İleri bir düşünsel yakınlık ve kavrayış benzerliği duydum. Panoda ayrıca dizelerin alındığı kitabın künyesi de vardı. Passy durağında inip ters yöndeki ilk katara bindim, Montparnasse’a varıp FNAC’a yürüdüm ve kitabı buldum. İngilizce-Fransızca iki dilde bir basımdı.[1]Kenneth White, Terre de diamant – Handbook for the Diamond Country. Şiirler, Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş İng. Fr. baskı. Çev. Philippe Jaworski, Marie-Claude White ve yazar. … Tümünü Gör
Geopoetika “düşüncesinin” veya alanının yaratıcısı, işçisi, şair, gezgin, yazar Kenneth White’ı (1936-2023) böylece tanıdım.[2]Geopoetics-Géopoétique sözcüğüne Türkçe karşılık önermeden, Türkçeleştirilmiş bir yazım kullanmakla yetiniyorum ve özellikle jeo değil geo yazıyorum. Okuduğum bu ilk dört dize sonraları hayli ilerleyecek bir yazınsal/düşünsel yakınlığın başlangıcı oldu.
MAVİ YOLDA BULUŞMA
Kısa bir süre sonra White’ın bir düzyasını okudum: La route bleu. Yukarda andığım ilk rastlantıdan hemen önce, 1995 ve 96’da iki kez Uzak Kuzey topraklarına (77°30’K-80°43’K enlemleri arası) uzun sayılacak yolculuklar yapmış, alışılmadık bir doğa, yepyeni bir ufuk, sonsuz, ıssız ve doğanın kendi sesleri dışında bütünüyle sessiz, mavi-beyaz bir evren keşfetmiştim. Dalga sesi, rüzgâr sesi, buzul dillerinden ya da cephelerinden gelen çatırdamalar, rüzgârda kendini bırakıp süzülen kutupsal deniz kuşlarının pek seyrek seslenişleri, o sessizliği bozmuyordu, aksine vurguluyordu. Yazarın, 1979 yılında Montreal’den Kanada’nın kuzeydoğusunda, İnuitlerin yurdunda Ungava Körfezine dökülen Kaksoak Irmağının ağzındaki Kuujjuaq’a yolculuğunu anlattığı Mavi Yol (=Kuzeye giden yol) işte bu Uzak Kuzey deneyimimin ardından geldi.


Şiirleriyle tanıdığım Kenneth White’ı bu kez uzak ve tenha coğrafyaların gezgini olarak okudum. Biraz daha yakınlaştım. O güne kadar bazı şiirlerini salt onları Türkçe söyleyebilmenin hazzı için Türkçeleştirdiydim. Fakat yayınlanmaları pek mümkün görünmüyordu. Oysa Mavi Yol’un Türkçesi pekâlâ yayınlanabilirdi; severek ve zevk alarak çevirdim. Çeviri sırasında kendisiyle hayli sık haberleştik, bazı noktaları aydınlattı. Çeviriye Türkçe basım için kaleme alınmış özgün bir önsöz ekledi.[3]Kenneth White, Mavi Yol, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2009. 184 s. Özgün adı La route bleu, (Grasset et Fasquelle, Paris, 1983) Bu eser ilk önce Fransızca basılmıştır. İngilizce … Tümünü Gör Kitaplarından birini de “Mavi yolda yoldaşım Ömer’e selamlarımla” sunuşuyla armağan ettiydi.
GÖÇEBE İSKOÇYALI
Kendisini İskoçyalı-Fransız ya da göçebe İskoçyalı olarak tanıtır Kenneth White. Glasgow’da doğmuştur. Glasgow Üniversitesinde Almanca, Fransızca ve klasik diller alanında yüksek öğreniminden sonra ilkin bir süre Almanya’da Münih’te ve Paris’te öğrenimini sürdürmüş, ardından kısa bir İskoçya yaşamından sonra hayatının sonuna kadar Fransa’da (Ardèche’te, Pireneler’de, Paris’te) yaşamış, o ülkedeki yaşamının en büyük ve son bölümünü (1987’den sonrası) ise Brötanya’da, Trébeurden Komününde Batı Kelt Şamanizm’inden esinlenerek Gwenved (Brötonca Beyaz Dünya, –Beyaz Tarla veya Beyaz Alan da olabilir) adını verdiği, kırda, hayli yalıtılmış konumda taştan eski bir köylü-balıkçı evinde geçirmiş ve orada 11 Ağustos 2023 günü hayata gözlerini kapamıştır. Önceki uzun süreli yerleşmeleri de çoğunlukla kırsal kesimde, doğada yerleşmelerdir. Bu değişik ikamet yerlerinden başka Uzakdoğu’ya, Güneydoğu Asya’ya, Kuzey Amerika’nın iyice kuzeyine, Karayipler’e, Avrupa’nın dört bir yanına yolculuklar yapmıştır. Bunlar ve yerleşip yaşadığı yöreler, çeşitli eserlerine kaynak oluşturur. Ama daha önemlisi her biri entelektüel göçebeliğin bir örneği olan coğrafyada bu dolanmalar geopoetika adını verdiği “alan”ın (bir uzam, bir çalışma sahası, Yer’e bir yaklaşım türü) oluşumuna yol açmıştır.
Geopoetika alanının/yaklaşımının (belki de kuramının –sözcüklerden neden korksun White?), göçebe aydın (L’intelectuel nomade) ve onun bağlantılısı göçer ya da göçebe düşünce (L’esprit nomade) deneyimlerinin /kavramlarının yaratıcısı ve bunların şiirde, denemede, anlatıda muhteşem örneklerle resimleyicisidir. Entelektüel göçebelik (nomadisme intellectuel) 1979’da Paris Üniversitesinde savunduğu “devlet doktorası”[4]Devlet doktorası (Doctorat d’État) Fransa üniversitelerinde ders verme yetkisi kazandırır. tezinin de konusudur. K. White ayrıca çok verimli bir yazardır, birkaçı sadece bir iki formalık kitapçıklar olsa da yayımlanmış kitaplarının sayısı sekseni bulur. Öte yandan Fransızca eserlerinin mutlaka İngilizce çevirileri olmadığı gibi, İngilizce yayınlarının da mutlaka Fransızcaları yoktur. Zamanla bu özelliğin kaybolacağı, eserlerinin bu iki dilde eşitleneceği beklenmelidir.
İlk eserleri Birleşik Krallık’ta yayınlanmış olmakla birlikte, geniş kitlelerce ülkesi İskoçya’dan ve İngiltere’den daha önce Fransa’da tanınmıştır. Aldığı Médicis -yabancı eser- ödülü, Fransız Akademisi: Fransız Dili ve Edebiyatının Işınımı Ödülü, Roger Caillois Ödülü, Fransız Akademisi Maurice Genevoix Ödülü, Alain Bosquet Şiir ödülü, Breizh (Brötanya) Ödülü ve diğerlerinin hemen tamamı Fransa’da verilmiştir. Fransızca yayınlarının sayısı daha çoktur. Bu bilinçli bir seçimin sonucudur ve bu seçimi Fransa’daki edebiyat dünyasının daha canlı, daha yeniliğe açık, daha önde oluşuyla açıklama eğilimindedir.
Yazar olarak bir başka önemli özelliği hiçbir kurgusal eser vermemiş oluşudur. Kurgu, psikolojik analizler, sosyolojik açıklamalar bulunmaz yazılarında. Eserleri geopoetika bakışına, doğa gözlemine ve doğa düşüncesine dayanır.


Kenneth White şiirlerini ve “waybook” dediği, gezilerinin esinlendirdiği düzyazılarını çoğunlukla İngilizce, denemelerini çoğunlukla Fransızca yazmıştır. Bunlar dışında değişik kişilerin önayak olduğu, bir bölümü İngilizce bir bölümü Fransızca, biri de Türkçe[5]Mavi Yol’un Türkçe basımından sonra Şavkar Altınel’in yazarla yaptığı söyleşi: “Kenneth White: Kimlik gibi bir kavram kullanmıyorum, bir enerji akımı içinde evriliyorum”, … Tümünü Gör yayımlanmış çoğu hayli uzun söyleşileri de düşünsel/şiirsel evreninin kavranması yolunda diğer eserleri kadar önemlidir. İngilizce şiir ve düzyazılarını çoğu zaman Fransızcaya eşi Marie-Claude White çevirmiştir. Yazarlık ve gezginlik dışında ilkin bir süre Glasgow Üniversitesinde sonra uzunca bir süre (1983-1996) Paris-Sorbonne Üniversitesinde ders vermiştir.
Böylesine hacimli ve işte 1964’ten 2023’e kadar neredeyse altmış yıla yayılan yayınlarında Kenneth White’ın kimi temel temalara doğal olarak tekrar tekrar döndüğü görülür. Ancak o süreçte kavramlarda değişimler de göze çarpar. Ne geopoetika ne göçebe düşünce ne göçebe aydın ne beyaz dünya ne açık dünya ne yüzen dünya ne poetik enerji öyle bir defada ve sonul biçimde tanımlanmış değildir. Hattâ geopoetikanın elverişli kısa bir tanımını yapmaktan uzak durduğunu özellikle belirtir. Şöyle yazıyor: “Kısmi ve geçici tanımlar bu sayfalarda şurada burada ortaya çıkacaktır şüphesiz. Ama tam ve mükemmel bir tanım, süren açılımın mantığına aykırıdır.[6]Le Plateau de l’Albatros, Introduction à la géopoétique, (Albatros Plâtosu, Geopoetikaya Giriş) Grasset & Fasquelle, Paris, 1994. s. 40. Bu kitabın başlığı, Galapagos Adalarının … Tümünü Gör Dolayısıyla aşağıda değineceğimiz kavramların süregiden kısmi belirsizliği, “yüzer hali”, birden çok anlam taşımaları, hattâ –nasıl demeli?– ampirik pozitivizm açısından rahatsız edici olması muhtemeldir. Böyle olunca bunları birkaç cümleyle aktarmak pek kolay görünmüyor.
GEOPOETİKA
Yazarın geopoetika kavramını irdelediği/geliştirdiği iki temel eser L’esprit nomade’ın[7]L’esprit nomade (Göçebe Düşünce), Editions Grasset & Fasquelle, Paris 1987. Yeni basım Grasset, Livre de Poche, Collection Biblio essais, 2021. s. 384-417. son başlığı “Eléments de géopoétique” ile Le Plateau de l’Albatros’tur. Daha yakın zamanda bunlara bir başka önemli çalışma eklenmiştir: Au large de l’histoire.[8](Tarihin Enginlerinde) Le mot et le reste, Marsilya, 2015, 350 s. Bunlardan başkaca geopoetikayı doğrudan ve özetle tanıtmaya çalıştığı iki kitapçık, Geopoetics, Place Culture world ile Le Mouvement géopoétique’tir.[9]Geopoetics -Place, Culture, World, Alba Editions, Scottish Centre for Geopoetics, Glasgow 2003.36 s. Le mouvement géopoétique, (Geopoetika Hareketi Poesis, Paris 2023. 16 s Öte yandan yayınlanmış birçok söyleşisinde geopoetika yaklaşımına ilişkin soruları yanıtlamıştır.
Kenneth White, modern insanın doğanın sahibi ve efendisi olmaya yönelen çabasından rahatsızdır. “Modernite ilerlediği ölçüde … insanın topraktan, Yer’den tam olarak kopmasına yol açmaktadır. Toprak (Yer) artık sadece bir yararlı maddeden ibaret kalmaktadır.” Bu çerçevede Kenneth White’ın temel sorunu/sorusu şudur: “Yer’de nasıl yaşamalı, Yer’le nasıl birlikte yaşamalı?”[10]Coast to Coast, Interviews and Conversations 1985-1995. (Bir Kıyıdan Bir Başka Kıyıya, Görüşme ve Söyleşiler 1985-1995) Open World -Mythic Horse Press, Glasgow,1996. s 26. Bunun yolu Yer’e odaklanmış geopoetikadır. Ancak geopoetikanın şairanelikle hiçbir ilgisi ilişkisi yoktur. 19. yüzyıl romantizmiyle, mutluluklar ve acılarla, duygularla, güzellikler önünde duygulanmakla, sonra bu duyguları söze dökmekle, güzel ve sanatlı sözlerle, dizeler ve uyakla ilgisi hiç yoktur. Şöyle yazıyor: “Bu söze [geopoetikaya] daha güçlü bir anlam verebilmek için Aristoteles’e ve noûs poietikos’a başvuruyorum, demek ki felsefe ve bilimden önce gelen ama onları içerebilecek türden poetik [yaratıcı] anlama yetisi, varolanın ilk ve bütüncül kavranışı, duyusal-entelektüel biraraya getirme.”[11]Le mouvement géopoétique, s. 3-4. Başka bir ifadeyle geopoetika, Yerküre’ye batının kültür otoyolu, tarihin otoyolu dediği, batı kültürünün temel söylemindeki oluşum-değişim çizgisinden sapan, onun dışına çıkan, kendini ondan kurtaran düşüncenin/bakışın tutumudur. Bu otoyolu White kabaca şöyle betimliyor: Antikçağda Platon -metafizik ustası, idealist felsefenin mükemmel örneği- ve Aristoteles -sistemlerin ve sınıflandırmaların mucidi-; Ortaçağ’da binyılcı [millénarist] altın çağ inancı ve ahlâkçı söylem -Hristiyanlık-; Rönesans’ta antik mitolojiye dönüş; Yeniçağ’da Descartes ve Kartezyenizm ile özne-nesne ayırımının temel paradigma oluşu: Modernite, insanın doğanın sahibi ve efendisi olma hedefi; onu izleyen romantizm: Rousseau türü doğaya dönüş. Ve sonrasında Hegel, bireysel bunalımları ve özlemleri bir kenara atıp, tarihi gelişimde bir Weltgeist’ın (evren ruhu) varlığını (tarihin mantığı) ileri sürüşü (Geopoetics… s.9-11). “Batı uygarlığının otoyolu dediğim şey giderek dünyanın kaybı anlamına gelmiştir. Her yerde aptalca tüketim ve sorumsuzca kirletme.” (Coast to… s. 48)
Modern insan “Ben varım ve dünya benimdir” derken, geopoetika düşüncesine bağlı biri “Ben dünyadayım, dinliyorum, bakıyorum” demekle yetinir. (Le plateau… s. 39)
Doğrudan, White’ın yol boyunca ortaya çıkacağını belirttiği “kısmi ve geçici tanımları” sıkıcı bir sayım yapma pahasına alıntılamak gerekirse “Geopoetika, bu sözcüğün çağrıştırabileceği şiirsel bir coğrafyadan, ya da muğlak biçimde coğrafyaya ilişkin şiirden başka bir şeydir.” (Le mouvement… s.13) Geopoetika dünya ile duyarlı ve akıllıca bir temas kurma çabası ve bu teması ifade etmek için yeni yollar üzerinde çalışmaktır. (Coast to…s. 122.) Bunu yapmak için gereken “hem ideolojilerden, mitoslardan, dinlerden vd. nihayet uzaklaşmış, kurtulmuş bir yaşam anlayışıdır, hem de dünyada var olmanın bu diğer biçimini ifade edebilecek bir dili arayıştır.” (Le plateau… s. 11) “Beni ilgilendiren yeryüzünde yaşam ve o yaşamın en akıllıca, en geniş ve en güzel biçiminin ifadesidir, dilidir” sözleriyle o düşünceyi pekiştiriyor bir söyleşisinde (Coast to… s. 52).
“Benim tasarladığım biçimiyle geopoetika” diyor, “bilimin felsefenin ve şiirin olası biraraya geliş alanıdır (Le plateau… s. 27). Bu düşüncesini von Humboldt’un şu vargısıyla destekliyor: “Şiir, bilim, felsefe ve tarih birbirlerinden temelde ayrı değildir. Bütünlüğe ulaşmış bireyin zihninde bunlar bir birlik oluşturur” (Le plateau… s. 27). Söz konusu olan, her adımda, her geçitte, yeryüzünde yaşamı deneyimlemektir, bir dünya kavrayışını ifade etmektir, insan zihniyle Kozmos arasında mümkün olan en yoğun en incelikli ilişkiyi dile getirmektir (Le plateau… s. 121).
Böyle olunca K. White’ın Batı’nın dışında ve uzağındaki kültürlere yönelmesi doğaldır. Gerek ilksel kültürlerde (Kuzey Amerika’daki ilk uluslar, Kolomb öncesi uluslarının kültürleri, İnuit’ler, Kwakiult’lar, Iroquois’lar) gerekse Uzakdoğu kültürlerinde aradığı doğayla uyum içinde yaşamlara ve onun ifadelerine yönelmektedir. Bunu yaparken Şamanizm’e varmaması düşünülemez. Kaldı ki kendi kültürünün köklerinde Kelt Şamanizmi’nin unsurları vardır. Öte yandan Şamanizm dışında Doğu’nun Tao’suna ve Zen’ine yönelir. Bunlar keşif seferleridir ve şöyle tanımlanır: “Sevdiğim keşif seferi türü, coğrafyadan, etnolojiden, antropolojiden, felsefe ve şiirden geçer ve böylece geopoetika alanı dediğim uzama varır; orada kendimi evimde hissediyorum.”[12]Territoire chamanique, Premiers temps – espaces premiers, (Şamanların Toprağı, İlk Zamanlar, Ön Uzamlar) Éditions Héros-Limite, Cenevre 2007. Yeni basım 2017.
Kenneth White, Roger Caillois’nın “Günümüzde uygarlık hiçbir zaman olmadığı kadar kentseldir, insanı boğacak kadar kentseldir. İçinde, büyüyen kalabalıkların birbirini sıkıştırdığı, rahatsız ettiği, ezdiği karınca yuvalarında insan, azıcık neş’e için gerekli alandan ve bağımsızlıktan yoksun kalır” düşüncesine atıfla, yapılması gerekenin, biraraya toplayıcı, üst üste yığıcı uygarlık söylemi karşısında bir açılma söylemi geliştirerek daha coğrafi bir mantık, bir geopoetika mantığı tutturmak ve insan yaşamını, insan habitatını yeniden dengelemektir sonucuna varıyor. (L’esprit… s. 61; italikler benim.)
Böylece kavranan geopoetikanın, en iyi örnekleri Mavi Yol’da, Yaban Kuğuları’nda, çok sayıdaki şiirlerinde ve o arada haikularında bulunur. White bu geopoetika anlayışını bir de Ovidius’a söyletir: “Ovidius’un Vasiyeti” başlıklı şiirinden bir bölüm, okuyalım:
[…]
işte bu Karadeniz kıyılarının çiçekleri
deniz yosunları
yüzen algler
rengârenk deniz kabuklarıdır
orada gene yazmaya koyuldum
ama hiçbirine kapılmadan
o eski süslerin
o bildik sözdüzmecelerin
şimdi öğrendiğim yeni bir yalınlıktır
yepyeni bir açıklıktır
artık sözleri incelikle ören bir şair değilim
mantığını bilmediğim
dilini konuşmadığım
bir düşüncenin ilkel’iyim
hızla notlar alıyorum
şuna benzer:
sabahın duru ışığında
ince kanatlı bir martı
damın üstünden uçuyor
hepsi bu
ne ileri geri eğretilemeler
ne de mitolojik gevezelikler
[…][13]Les rives du silence, (Sessizliğin Kıyıları -iki dilde basım) Mercure de France, 1997. s.198-210.
YOLDA OLUŞAN BİR KAVRAM
Geopoetika kavramı/düşüncesi şüphesiz şair/düşünürün doğada gezileriyle çok yakından ilgilidir. Ama yanı sıra kırsal kesimde ikamet ettiği yerlerde de, Pireneler’de (Onze vues des Pyrénées, -Pireneler’den On Bir Görünüm), Ardèche’in Cévennes Dağlarında (Lettres de Gourgounel –Gourgounel Mektupları), Brötanya’nın granit kıyılarında (La maison des marées -Gel-Gitin Ucundaki Ev) geliştiğini kaydetmek gerekir. Ancak bu sözcüğü ilk kez Labrador yolculuğu sırasında, işte o Yer’le uyum içinde yaşama arayışı sırasında düşündüğünü belirtiyor.
“Başından beri benim için yazmakla yürümek hep biraradaydı. Çalılıklarda, kıyılarda, İskoçya’nın batı kıyılarında köylerin dışında yürümek. Bu kayda geçirilmemiş alanlarda ilerlemek ve zihnime takılan herşeyi, oluşum ve sonra kayboluş gibi, örneğin bir ağacın kabuğundaki çizgiler gibi, ya da hayvanın izleri, kuşların uçuş yolu gibi şeyleri not etmek demekti. Yürümek toplumun ağırlığından kurtulmak ve aynı zamanda duyargalarımı açmak demekti. Dolaşmak, dar çerçevelerin dışına çıkmak, tıkış tıkış ortamlardan uzaklaşmak ve bir özel alana girmekti. Devinim duygusunu kaybetmeden ayrıntıları biriktirmek demekti; bir boşluğa, bir sessizliğe, bir şiire yaklaşmak demekti. ‘Gezi edebiyatı’ denilen alandaki eserlerin çok büyük bir bölümünün bu niteliklerden hiçbirini taşımadığını belirtmek bile gerekmez.” (Coast to…s. 31)
K. White için, bu geopoetika yürüyüşlerinin önceden belirlenmiş bir güzergâhı olmaması önemsizdir, hattâ yeğlenmelidir. Buna örnek Guido’nun Haritası, Bir Avrupa Gezisi[14]La carte de Guido, un pélérinage européen, Albin Michel, Paris, 2011. s. 29-30. Bu eserin İngilizcesi: Guido’s Map: A European Pilgrimage, Aberdeen University Press, 2015. xii +154 s. başlıklı eserinden:
“O kış Avusturya Alplerinin vadilerinden birinde, Ötztal’de, Sölden’e gitmiştim. […] Bir gün Obergurgl adı verilen yere vardığımda, buz tutmuş iki yanı karlı yolda rastladığım oralı birine, Obergurgl’un ilerisinde ne var diye sorduydum. “Hiçbir şey” dediydi. Onun üzerine hiçbir şeye doğru yürümeye devam ettim; ıssız bir Çin’in içlerinde yağan karın altında bambu çiğneyen ayı gibi hissediyordum kendimi.”
Yolun, yürümenin esinlendirdiği bu metinler nelerdir? White üç türde eser vermiştir: deneme, şiir ve nesir. Bu nesir kitapları, (bazılarının kapağında roman yazsa da) roman değildir, yolculuk anlatısı (travelogue) da değildir. Bunları süregiden bir otobiyografya ya da bir entelektüel yolculuk olarak niteler ve waybooks [yol kitapları] adını verir. Evet bunlarda bir yolculuk anlatılır ama aynı zamanda iki başka türden kitaplardan unsurlar da bulunur: esinlendiği andaki çabukluğu ve canlılığıyla düşünce ve şiirsel yoğunluk. (Coast to… s. 22-23) Demek ki White’ın yolculukları farklı bir türden ve farklı isterleri var. Sade bir yer değiştirmekten, uzamda bir hareketten ibaret değil. Aynı zamanda, doğanın ve nesnelerin yeni bir kavranışı üzerine kurulu bir entelektüel güzergâh.[15]“Éditorial”, Cahiers de géopoétique N. 1 Automne 1990. https://www.institut-geopoetique.org/fr/cahiers-de-geopoetique (erişim: 10.11.2023)
Nitekim gerek Mavi Yol’da gerekse Yaban Kuğuları’nda, gezginin yolaldığı coğrafyanın betimini buluruz kuşkusuz, ama bununla kalmaz. O yürüyüşte, yazar zihinsel ve kültürel bir açılıma yönelmiştir. Bunda kimi yoldaşlarıyla zihnen birliktedir. Öte yandan o topraklardaki ilksel kültürü, Hıristiyan yayılmacılığının öncesini (yeriyse eğer) görmeye çalışır. Çalışmalarında topluma, psikolojiye ilişkin pek az şey olmasının bir sınırlılık olduğunu düşünebileceklere yanıtı ise, bunun bir arındırma çabasının sonucu olduğudur.
Bir eleştirmen Mavi Yol için şiir-anlatı tanımını öneriyor. Bu tanım sanırım Yaban Kuğuları’na da haklı olarak uygulanabilir.
Bu üç tür kitap dışında, kimi sadece iki nüsha, en çoğu altmış-yetmiş nüsha çoğaltılmış ve White’ın şiir, düzyazı ya da mensur şiir formundaki eserleri dışında, bir sanatçının gravürlerini, suluboyalarını ya da fotoğraflarını içeren ve her iki müellif tarafından imzalanan, çıkış fiyatları 800’le 3000 Avro arasında değişen 80 kadar da “sanat [çı] kitabının” (Livre d’artiste – artists’ editions) sahibidir.[16]Bunların künyeleri için bkn. http://kennethwhite.org/oeuvres/ index.php?rub=art&srub=recit &tag= 1710431664 (Erişim tarihi 18. 1. 2024)


BEYAZ DÜNYA
White’ın geopoetika evreninde beyaz dünya kavramı birçok yerde öne çıkar. Bunun da öyle kesin bir tanımını aramak gereksiz. Fakat bir yerde hem bir coğrafi alan hem de bir zihni uzam olarak tanımlanıyor. (L’esprit… s. 395) Beyaz dünya ilkin yazarın ilk gençliğinde devindiği coğrafyayı kuşatır gibi görünüyor. İskoçya’nın batı kıyılarında, kutup martılarıyla kırılan dalgalarla ve huş ağaçlarıyla, deniz çekildiğinde, üzerindeki kabuklular, yosunlar ve yengeçlerle ortaya çıkan deniz dibiyle biçimlenen alandır. Sonrasında bu sınırlı alan, özgün-birinci beyaz dünya, yazarın etnoloji okumalarıyla, kutbu çevreleyen Avrasya’yı ve Kuzey Amerika’nın kuzeyini de kuşatan hyperboreal (Uzak Kuzeysel) kültüre açılmış, beyaz dünya kutupsal ve kutup-altı bölgeyi belirtir olmuştur. Yazar orada, o beyaz dünyada diyelim ki Japon şiiri, İnuit şiiri, Sibirya öyküleri, Amerika yerlileri masalları ve Kelt mitosları arasında şaşırtıcı uyumluluklar bulunduğunu ileri sürer. Böylece sanki Bering Boğazı yoluyla tarih öncesi dönemin göçlerinin altını çizer. Amerika Yerlileri ve İnuitlerin şiirinden ve onun Yer’le dolaysız ve fevkalâde incelikli ilintisinden çok şey öğrendiğini kaydeder. (Coast to… s. 42) Bu kültürlere ilişkin incelemelerinin şiir biçiminde verimlerini Beyaz Dünya (Le monde blanc) ve Şamanın Yolu (Le chemin du chamane) adlı iki derlemede yayımlamıştı. Bunlar 2007’de Territoires chamaniques (Şaman Toprakları) başlığı altında tek ciltte yeniden yayımlandı.
Verdiği bir mülakatta beyaz dünyayı, insanın doğayla iletişime geçtiği alan biçiminde tanımlamıştı.[17] “The Limits of Literature” içinde: Coast to… s.32 Daha sonraları yazar beyaz dünyayı yansıtmalarımız ve kurgularımızla karartılmamış, berrak, saydam, sadece ve tümleşik biçimde var olan dünya biçiminde tanımlıyor. Söz konusu dünya apaçık bir varlıktır. Fakat Platon’un İdea’sı gibi, Tanrı gibi, akıl, kültür, insanlık gibi aşırı yüklü zihni yapılardan arınmış bir yaşam alanıdır.” (Coast to… s. 78-79) Beyaz dünya ayrıca, eski haritalarda henüz bilinmediği için beyaz bırakılmış alanlardır. Böylece geopoetikanın çalışma alanı beyaz dünya, bir eğretilemeyle tanımlanır. Nihayet yazarın yaşamının son ve en büyük bölümünü geçirdiği eve de bu adı verdiğini yukarda belirtmiştim. White’ın yazılarında daha sonra bu beyaz dünya kavramı yerini açık dünyaya bırakmış görünüyor.
GÖÇEBE AYDIN VE GÖÇEBE DÜŞÜNCE
Göçebe aydın (intellectual nomad) kavramının ilk kez muhtemelen Ralph Waldo Emerson’un günlüğünde ortaya çıktığını belirtiyor K. White (L’esprit… s. 50). Ancak bu kavramı kendi eserlerinde hemen sürekli işliyor.
Göçebe aydın, batı uygarlığının yukarda ana hatlarıyla çizilen otoyolunu terk edip, onun gözardı ettiği coğrafi ve anlıksal alanlarda keşfe çıkar. Çiğnenmiş yolların dışına kaçar ve yeni patikalar açar. Otoyoldaki şairden, aydından farklı düşünür, farklı yazar. Bu göçebelik Batı kültürünün geç dönemlerinin ürünüdür. (Coast to… s. 48) Mavi Yol’un Türkçe basımına yazdığı önsözde şu tanımı okuyoruz: “Göçebe aydın, dışa kapalı bağlamların ötesinde konumlanan ve her kültürün kısmi olduğunu bilip de biraz olsun tamama yakın bir kültüre varabilmek amacıyla kültürden kültüre yolculuk eden biridir. […] Yerleşik toplumların sınırlarında dolanır ve yeni yerlemler arar.” Entelektüel göçerlik nesnel olabilme niteliğidir. Böylece göçebe aydın sadece yeryüzünde değil aynı zamanda düşünce alanlarında yolculuk eder. Bu yolculukta içebakış ve dünyaya açılış birlikte yürür. Göçebe düşünceyse özgürlüğüyle nitelenir; bilimsel ve kültürel kısıtlamalar ve sözleşmelerle sınırlandırılmamış bir zihin, bir anlık gerektirir.
K. White’a göre göçebe aydın önce bir nihilisttir. Ama bu nihilizm Nietzsche’nin dile etirdiği aktif ya da tam nihilizmdir. Seçkinlere ve özgür düşüncelilere özgü bir düşünme biçimidir. İlkece herşeyin yanlış olduğundan hareket eder. Hiçbir şey var değildir ve herşey boştur. Kuşkuculuk, devrimcilik, temelden sorgulama egemen düşünce biçimidir. İkinci olarak haritalarda var olmayan bir Doğu’yu arar, bu anlamda oryantalisttir; başka bir deyişle batılı gözüyle doğuya bakmaya değil, doğu yaşamını, felsefesini kavramaya yönelir. Dolayısıyla evreni kuşatıcıdır, anarşisttir ama bomba ve bayrakla dolaşmaz. Şeytansıdır ve gezgindir (erratique). (L’Esprit… s. 17.) Başkalarından daha hızlı ve daha uzağı görebilendir.
Evren duyarlılığı göçebe aydının temel özelliklerinden biridir. White’a göre göçebe aydınların iki öncüsü Nietzsche ile Rimbaud’dur. Nietzsche, Basel Üniversitesinde klasik filoloji profesörlüğü görevini terk edip Avrupa’da dolanmaya başlar. Bütün transandantal düşünceler ve Yer’in teknolojik [teknolojiyle öb.] harap edilişi karşısında son sözü: “Kardeşlerim Yer’e sadık kalınız” olmuştur. (Geopoetics place… s. 149.) Rimbaud’ya gelince, Avrupa, Asya ve Afrika’da yolculuk eden bu şairin yayınlanmış son metinlerinin Somali’ye ilişkin coğrafi raporlar olduğunu nakleder. Bunlar Fransız Coğrafya Cemiyeti’nin 1 Şubat 1884 tarihli oturumunun zabıtlarında yer almıştır, böylece son yazılarını coğrafya alanında yazan Rimbaud da ilk göçebe aydınlardandır. Bunlar ve aşağıda sözünü edeceğim başkaları White’ın geopoetika yoldaşlarıdır.
GEOPOETİKADA YOLDAŞLARI KİM?
Kenneth White’ın değişik metinlerinde, “yoldaşları” olarak sunduğu çok sayıda yazar, şair ve filozofa değinir, onları anımsar, alıntılar yapar; çünkü yazı bir açılmadır; bir ufuk açılır ve bir düşünsel dizge kurulur. Bunlar onun için geopoetikanın öncülleridir. Bu yazarların hepsini bu kısa yazı içinde aktarmak mümkün görünmüyor ama aralarından en önde gelenleri belki sıralayabiliriz.
Bunlardan birincisi Ovidius’tur. Ama Ars amatoria’nın, daha sonra Fasti’nin ve Metamorphoses’in yazarı değil, sürgündeki şair Ovidius; Tristia’nın (Ağıtlar), Epistulae ex ponto’nun (Karadeniz Mektuplar) Ovidius’u. Çünkü “Ovidius saraydayken, saray şairinden kozmos şairine, sürgüne gönderildikten sonraysa sürgün şairinden bir evrimin şairine dönüşmüştür.” (La plateau… 125-139)
Alexander von Humboldt’un 1799-1804 yılları arasında Yeni Kıta’nın dönenceler bölgesine yaptığı uzun yolculuk, White’a göre tam anlamıyla ve en mükemmelinden bir geopoetika yolculuğudur. Bu yolculuk bir gezi değildir. Çalışma ve yaşam tasarısıdır. Humboldt’un şu cümlesini öne çıkarıyor. “Aynı anda varolan farklı güçlerin ahengini, cansız evrenin hayvanlar ve bitkiler alemi üzerindeki etkisini bir an için bile dikkatimden kaçırmamalıyım.” (Le plateau… s. 318) Humboldt’un yolculuğu ne salt bir serüven ne de salt bir bilimsel seferdir; yeni yollar açmaktadır. En üstte bir ahenk (harmonie), bir estetik arayışı vardır.
Bir başka önemli yoldaşı White’ın nitelemesiyle “dünya şairi, göçebe aydın” Henry D. Thoreau’dur. K. White, Thoreau’nun günlüğünün muazzam bir geopoetika şantiyesi olduğunu belirtir (Le plateau… s. 197) Thoreau’ya göre gerçek şair, kendi adına, rüzgârın ve ırmakların konuşmasına yol veren kişidir. Yeni Dünya’nın şairi, boylanan buğdayın, atmosferin sesini duyuracaktır” (Le plateau… s. 203) White’a göre Thoreau herşeyden önce sanatsız bir Yer poetikasının peşindedir. Bu yargısını onun Günlük’ünden bir alıntıyla resimlendirir: “Dehânın işi hamdır –cilâsız ve süslemesizdir. Güzelliği gücünden kaynaklanır, elmasınki gibi.” Thoreau temel arayışının doğanın dili oluşuyla, doğayı seslendiren edebiyatı arayışıyla geopoetika evrenindedir. Amerikalı şair Walt Whitman da White’ın bir başka yoldaşıdır.
Trans-Sibirya katarının Homeros’u,[18]Bu niteleme Amerikalı yazar John Dos Passos’a aittir. dünyanın zenginliğine uygun yazı türü için, şiir yerine düzyazı sözcüğünü yeğleyen “Prose du Transsibérien”in yazarı Blaise Cendrars bir göçebe aydın örneğidir. Joseph Conrad, Polonya asıllı İngilizce yazar, aslında bir Fransızca yazar da olabilirdi, herhangi bir başka yere de yerleşebilirdi; oysa White’a göre Conrad bu yerlerden hepsinin dışında dolanmıştır ve bu açıdan bir göçebe aydındır. (Au large… s. 160)
DOĞU KÜLTÜRÜNÜN ETKİSİ VE HAİKU
K. White’ın Anglikan kilisesinden hayli genç yaşta uzaklaşmış ve daha sonraki yıllarda entelektüel yolculuğunda Doğu kültürü ve Budizm’le giderek derinleşen yakınlık kurmuş olduğu anlaşılıyor. Dünyaya bakışını başka birçok kaynağın yanısıra Doğunun düşüncesiyle, şiiriyle, resmiyle beslemiştir.
White, Doğu kültürüyle ilk temasını on dört yaşına tarihlendiriyor. Kendi ailesiyle aynı yerde yaşayan anarşist bir doğu kültürü meraklısının önerisiyle okuduğu Chandongya Upanişad’ında “Sen busun” ifadesiyle karşılaştığını ve böylece Kitabı Mukaddes’in korkunç Tanrısından, uçuk-kaçık öykülerinden, işkence psikolojisinden uzaklaştığını belirtiyor. Yüksek öğreniminden sonra da Almanya’da özellikle Heidegger’in Holzwege ve Der Feldweg gibi eserleriyle uğraşırken, Alman filozofla yakınlığını keşfettiği Daizetsu Teitaro Suzuki vasıtasıyla Zen ve Japon kültürüyle, o arada haiku formuyla tanıştığını anlatıyor.[19]Kenneth White, L’hermitage des brumes, (Sisler İçinde İnziva), (Eric Sablé’nin K. W. ile yaptığı söyleşinin metni) Editions Dervy, Paris 2005. s.99.
White’a göre öğretilerin en köktencileri bile tarihsel koşullardan kaynaklanan bükülmelere, kalıplaşmalara açıktır ve birtakım sözleşmelere (convention; bu böyledir!) dönüşerek katılaşabilir. Birçok Doğulu usta bu nedenle bakir bir toprak bulma umuduyla Batıya gelmiştir. Kendisi de (White) “uzun zamandan beri Vedanta’nın Hindîlikten, Tao’nun Çinlilikten, Zen’in Japonluktan arındırılması gerektiği” düşüncesindedir. (L’ermitage … s. 86)
Kenneth White, hayli erken bir dönemde, 1960’ların başlarında Cévennes Dağlarındaki çevreden hayli soyutlanmış kır evinde yaşarken (Valgorge Komünü, günümüzde nüfusu 500 kişiden az) Uzakdoğu kültürü, şiiri ile Taoizm ve Budizm’i incelemişti. Sonrasında eserinin bütününde bu ilgi ve çalışma alanının etkileri apaçıktır. Bu çalışmalar onu, örneğin estamplarıyla ünlü Japon ressam Hokusai hakkında bir monografi yazmaya[20]Hokusai ou l’horizon sensible. (Yeni baskı) L’Atelier Contemporain, Strasbourg, 2021. sevk etmiş, bir yandan da haiku türünü benimsemesine yol açmıştır. K. W.’nin bütün eserlerinde, hattâ nesirlerinde haiku etkileri bulmak mümkün görünüyor.
White, haiku formunun Fransa’da yaygınlaşmasında önayak olanlardan biri gibi görülür. (L’ermitage… s. 97) Etkilendiği ve sık sık atıf yaptığı, övdüğü şairlerden biri haiku formunun doruğu sayılan Matsuo Başo’dur (Basho). White da haikular yazar, fakat ona göre gerçek haiku ancak evrenle baş başa kalmış bir zihinden kaynaklanabilir, onun tarafından yaratılabilir. Örneğin, Saint Lawrence Irmağı kıyılarında doğuya yönelmişken ya da daha sonra kuzeye doğru Mavi Yol’a sapınca haikular düşer aklına[21]Bkn. Mavi Yol, s. 40, 41, 116, 118 vd. Ya da Hokkaido Adasına gitmek üzere yola çıkmazdan önce henüz Tokyo’dayken Başo’nun inzivagâhını ziyaretten dönüşünde Sumida Irmağı kıyısında şunu söyler:
O sabah
Sumida’nın sularında
yalnız bir martı[22] Kenneth White, Les cygnes sauvages (Yaban Kuğuları), Le Mot et Le Reste,2013, Marsilya. s. 41 (İlk basımı Grasset & Fasquelle 1990
Ya da aynı vesileyle Başo’nun yazdığı bir haikuyu anımsar:
Dallardan kapımın eşiğine
çay demlemeye yapraklar yığıyor
sert kış rüzgârı[23]A.g.e. s. 38-39
“Kimse övemez yeterince haikuları, doğrudan gerçeğe yönelen ve bizim bunca gereksindiğimiz o şiirleri (ama şiir mi bunlar?)” der örneğin ve şunu ekler: “Belki her zaman büyük haikular yazamazsınız; ama o kadar yüce olmasalar da sırtımızdan korkunç bir yükü alırlar.” (Mavi Yol s. 119) White ayrıca klasik haikuların Fransızca çevirilerinden oluşan bir antoloji yayımlamıştır.[24]Le chemin de Haïku, Edition Terriers, Nimes 1984.
İskoçya kıyıları, Atlantik’te bir ada, Pireneler’de bir vadi, Tayvan’da bir dağ yolu, Kyoto’da bir sokak, rıhtımda bir kahvehane, haiku ve genel olarak şiir esini için verimli alanlardır. Öte yandan Batı dillerinde haiku için 5-7-5 düzenine bağlı kalmak da gerekmez. Çünkü Japoncada bir hece Fransızca ya da İngilizce heceyle aynı şey değildir.[25]L’ermitage… s. 98. Türkçe için de böyle olsa gerek. Bu yazıda sunduğum örneklerde 5/7/5 düzenine sadık kalamadım. Ancak White’ın andığı Daizetsu Teitaro Suzuki’nin Zen ve … Tümünü Gör Önemli olan özdür. “Kavranılması gereken ve benim ‘haikuluk’ (haïkuïté) dediğim haikunun özüdür. Başo bunu şöyle betimler: ‘hafif bir esintinin dokunduğu ve bir an için sallanan söğüt dalı’.”
White’ın haikularından bir şeçme, elliden fazla haiku, L’ermitage des brumes’de, “L’Anorak du goéland” (Büyük Martının Parkası) başlığı altında iki dilde bulunabilir. Şair bunların bir bölümünü İngilizce bir bölümünü Fransızca söylemiştir. Ve o derlemede, hem “bir dilden diğerine geçmenin” keyfi için, hem de Japon geleneğinde bir haiku iki defa söylendiğinden, –birincisinde düşünceyi uyarması, ikincisinde ruha nüfuzu için– böylece iki defa yayımlanmış oluyorlar. Bu derlemeden iki örnek:
HOKKAİDO
Issız bu gölde
dünyanın sabahında
yaban kuğuları (s. 148)
YUKARI TOPRAKLAR
Eğreltiler arasında şu dal
bir kızıl geyikti
yağmurdan korunuyordu (s. 112.)
DÜNYANIN TOPOGRAFYASI
White’ın birçok eseri yolculuğun esiniyle yaratılmıştır. Belki de bütün eseri doğanın esiniyle yaratılmıştır demek daha doğru olur.
Güneydoğu Asya, Tayland, Mekong Kıyıları, Makao, Tayvan … Ortaya çıkan ürün: Le visage du vent de l’est- Errances asiatiques,[26](Doğu Rüzgârının Yüzü – Asya’da Dolanmalar) Presses d’Aujourd’hui, 1980; yeni basım Albin Michel Paris 2007; İngilizcesi: Pilgrims of the Woid, Travels in South-east Asia and the … Tümünü Gör. Uzak Kuzey’in Dar Yolu’nun yazarı Matsuo Başo’nun izini sürmeye Tokyo’dan Hokkaido Adasına… Ama White, Başo’nun hastalandığı için geri döndüğü noktanın, Kisagata Çağlayanının ötesine geçer, Başo’nun imkân bulsaydı devam edeceği yolda ilerlemesini sürdürür ve Tsugaru Boğazını geçip Hokkaido Adasına varır. Yaban Kuğuları’nı yazar. Dünyayı dolaşmıştır da hiç eli boş dönmemiştir. Hong Kong mu dediniz?
SCENES OF A FLOATING WORLD
Balık pazarına şöyle bir bakalım:
kızıl ışınları güneşin hareler yaratıyor
dörtgözler, çapakbalıkları, vatozlar
köpek balığı, barakuda ve deniz yılanları
iyiliğinden ötürü teşekkür için Gökyüzünün Ecesine
ve sağ salim dönebildiklerinden rayihalar limanına
yorgun balıkçıların yaktığı
tütsü çubuklarından bir mavi duman yükseliyor
Pirene Dağları, Ardèche, Ungawa körfezi, İskandinavya ve tabii çocukluğunun İskoçyası. Sonradan edindiği yurt: Brötanya’da granit kıyılar. Her yer şiirlerine ve nesirlerine konu olmuştur. Dünyanın topografyasını yazıp durmuştur. “Pirenelerden On Bir Görünüm”den beşi; okuyalım:
1
Buraya
gerçekleri tartışmaya gelirler
dediğim hep şudur:
oraya, dağlara çevirin bakışınızı
2
şu on beş karlı dorukta
hiçbir şey kımıldamaz
tepelerindeki çok yavaş bulutlar dışında
3
zorlu boran yağmuru dalgaları
ve ardından
titrek bir beyaz ışık
ad konmamış bir kayanın üzerinde
4
kuş yoktur
sadece uzaklardan gelen bir fısıltı–
rüzgâr mı?
5
sabah sisinin içinde
ince bir mavi çizgi
bu da işte dağın işi.[27]“Eleven Views of the Pyrenees” Les Rives… s. 32-37
Bir başka örnek: “Landrellec’te Deniz Çekildiğinde” başlıklı şiirinden Brötanya kıyıları:
1
Deniz henüz yüksek
dağlık burnun üzerinde
bembeyaz martılar
sakin okyanus
2
Yavaşça çok yavaşça
deniz kayalardan uzaklaşıyor
bırakarak ardında
eski yosunlardan bir kuşak
işte o kuşakta keskin görüşlü bir karga
telaşla eşeliyor
3
Kumlar şimdi çıplak
yer yer dümdüz yer yer dalgalı
deniz uzakta bir mavi parıltı
uzun öğle sonrası sessizliği
onu yaran martı çığlıkları
4
Uzak kayalıkların arasında
şaşırtan deniz yaşamı
beklenmedik güzellik
şu pürtüklü sülükayaklılar kalabalığı
Çinliler gibi kapanmış
minare kabuklular
şurada
mavi-siyah dolgun
bir midye katmanı
dalgalanan Poseidon otları
[…][28]“Low Tide at Landrellec”, Les Rives… s. 144
Yaşamının en büyük bölümünü geçirdiği Brötanya kıyılarından esinli bir başka örnek:
“AĞUSTOS SONLARINDA KIYIDA”
Öndeyiş
Ah, bu Ağustos sonlarının nefes kesen güzelliği,
artık yazlıkçılar gitti,
ve kumsallar yeniden sessiz
-yoğun sisler yükseliyor denizden
sonra içerilere doğru sızıyor
küçük vadilerden
(bütün sabah sadece sisli bir dünyadır
sakin bir Niflheim)
ama öğleden sonranın hemen başında
bir şuradan bir buradan
yırtılıveriyor sis perdesi
suda parıltılı mavi kuşaklar beliriyor
sonra bir çamlık
bir kızıl çalılık
bir taşlı köy…[29] “Late August on the Coast” Atlantica poèmes, (iki dilde basım), Grasset, Paris 1986. S. 190
TÜRKÇEDE KENNETH WHİTE


Yazarın, yukarda sözü edilen Mavi Yol adlı “yol kitabından” başkaca Türkçeye çevrilmiş bir eseri bulunmuyor. Onun dışında Notos dergisinde yayınlanmış söyleşisine yukarda değinilmişti. Bunların dışında bir de Kenneth White imzalı “İlhan Berk’in Fransa’da Yayımlanacak Kitabına Önsöz” başlıklı bir yazıya rastladım. Argos dergisinin 7. sayısında (1989) yayınlandığı belirtilen yazının sonunda çevirenin sadece inisyallerinin bulunduğu bu metnin, Berk’in Fransızca yayınlanmış hangi eseri için kaleme alındığını öğrenemedim. K. White görüşmelerimiz ve yazışmalarımızda bir Türk şairinin Fransa’da basılan kitabına, önsöz yazdığından –herhalde hayli eskilerde kaldığından– hiç söz etmemişti. Nihayet kendi web sitesinin önsözler sekmesinde de bunun kaydı görünmüyor.[30]Bkn.: http://kennethwhite.org/oeuvres/index.php?rub=fr&srub=preface&tag=1710079756 (erişim 5 Şubat 2024) Yazarın waybook’larından Yaban Kuğuları adlı eseri ile The Winds of Vancouver: A Nomadic Report from the North Pacific Edge’in de Türk okurun ilgisini çekebileceğini düşünüyorum.[31]Metinde K. White’ın birçok eserinin künyesi yapılan alıntılar sırasında dipnotlarda verilmişti. Ne yazık ki bu yayınlara ülkemiz kütüphanelerinde erişmek pek kolay görünmüyor. … Tümünü Gör
KENNETH WHITE’TAN KALAN
Geniş bir batı felsefesi ve kültürüne egemen gezgin-şair-düşünür, Kenneth White, insanın Yer’le uyum içinde yaşamının yollarını arayışı sırasında, bu kültür birikimini bir yandan ilksel düşüncenin, Şamanizm’in, bir yandan da doğu düşüncesinin (Budizm, Konfüsyanizm, Taoizm) unsurları ile tamlıyor.
Kendisini, birçok okurunu metafizikten ve mitoslardan arınmış bir dünyanın şiirselliğine yönelten, sezdiren, uyandıran biri olarak tanımlıyor. Eserlerinin gördüğü ilginin, hakkında yapılan yayınların bunu kanıtladığı güvenle ileri sürülebilir.
Geçmiş yüzyılların gezginleri sonrakilere, okurlarına engin bilgi aktarmıştır. Onlar, bir anlamda pozitivist bir yaklaşım içinde Yer’i ve toplumları betimlemişlerdi. Kimi zaman keşfetmişlerdi. Kenneth White ve geopoetika anlayışını benimseyenler ise milyarlarca benzerimizin hoyratça “tükettiği” gezegenimizde, toprağa başka türlü bakma ve görme çabasındalar. Yer’le farklı bir ilişki içinde yaşamın peşindeler. Amaç dünyanın güzel ve bileşik (bilim-felsefe-şiir bileşimi) bir anlayışına ulaşmaktır.
Edebi açıdan parıltılı bir perspektif hiç şüphe yok. Fakat White’ın düşüncesi, çabası, umutlar düzeyini aşıyor mu? Bunun yanıtını pek açık değil. Çünkü özü itibariyle edebi bu girişim, mesajıyla bir eyleme sevk eder gibi duruyor: Yukarda alıntılamıştım “insan habitatını yeniden dengelemek”ten söz ediyor. Farklı bir yaşam diyor. Bu geopoetika bakışı ve yaklaşımı bir tür siyasaya varır gibi. Öte yandan örneğin Yaban Kuğuları’nın “Öndeyiş”inde şöyle yazıyor: “Bu bir tür geopoetika yolculuğu [demek ki bir eylem -öb.] olacaktı: Japonya’nın nesnelerine (değerli ve kırılgan nesneler) bir saygı ve Başo’nun izinde bir haiku yolculuğu düşünüyordum.” Eğer öyleyse geopoetika belki de toplumsal düzeyde, en azından yeryüzü nüfusunun pek büyük çoğunluğu için, ulaşılmaz ve umutsuz bir çabadır. Ama bu duyarlılığın hiç olmazsa bazıları için bireysel düzlemde engine açılmaya, giderek “başka türlü nefes almaya” yol açabildiği de kabul edilmeli. Kaldı ki, yukarda anılan Türkçe söyleşisinde “sapına kadar bireyci olduğunu” zaten açıkça ifade etmişti. Anlıksal açıdan “mutlu azınlığa” gösterdiği bu yolun yanısıra, White’ın eserleriyle edebiyat alanına oldukça belirgin bir yenilik getirdiği herhalde gözden kaçmamalı.
White’ın düzyazısı da şiiri de çok ileri düzeyde özgündür. İncelikli doğa duyarlılığıyla; çağlar, ülkeler, düşünceler arasında kurduğu beklenmedik yakınlıklarla etkileyicidir. Umulmadık edebi “bağlantılar”, ilişkiler önünüze dökülür metinlerinden, Ovidius’un Ars amatoria nedeniyle İmparator Augustus karşısında kendini savunmasıyla, Edo’nun (Eski Tokyo) Yüzen Dünya’sından bir XVII. yüzyıl şairinin Şogun karşısında savunması arasında umulmadık bir köprü kuruverir. Nazmı uyaksız, vezinlere duyarsız olsa da doğa duyarlılığının, düşüncesinin, gözleminin ve ifadesinin edebi doruklarıdır. Ve bütün bunlar sonsuz bir sadelik içinde aktarılır.
Dipnotlar
| ↑1 | Kenneth White, Terre de diamant – Handbook for the Diamond Country. Şiirler, Gözden geçirilmiş ve genişletilmiş İng. Fr. baskı. Çev. Philippe Jaworski, Marie-Claude White ve yazar. Bernard Grasset, Paris 1985. 272 s. |
|---|---|
| ↑2 | Geopoetics-Géopoétique sözcüğüne Türkçe karşılık önermeden, Türkçeleştirilmiş bir yazım kullanmakla yetiniyorum ve özellikle jeo değil geo yazıyorum. |
| ↑3 | Kenneth White, Mavi Yol, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2009. 184 s. Özgün adı La route bleu, (Grasset et Fasquelle, Paris, 1983) Bu eser ilk önce Fransızca basılmıştır. İngilizce baskısı: The Blue Road, Mainstream publishing Co. Edinburgh 1990); ABD’de ayrıca Blue North adı altında yayınlanmıştır. (G. Braziller, New York 1984. |
| ↑4 | Devlet doktorası (Doctorat d’État) Fransa üniversitelerinde ders verme yetkisi kazandırır. |
| ↑5 | Mavi Yol’un Türkçe basımından sonra Şavkar Altınel’in yazarla yaptığı söyleşi: “Kenneth White: Kimlik gibi bir kavram kullanmıyorum, bir enerji akımı içinde evriliyorum”, Notos, Sayı 20, Şubat-Mart 2010. s. 112-117. Kuşkusuz bu diller dışında da başka söyleşileri çıkmış olsa gerek. |
| ↑6 | Le Plateau de l’Albatros, Introduction à la géopoétique, (Albatros Plâtosu, Geopoetikaya Giriş) Grasset & Fasquelle, Paris, 1994. s. 40. Bu kitabın başlığı, Galapagos Adalarının 1000 dm kadar batısında yeralan, günümüzde sadece Doğu Pasifik Yükseltisinin bir parçası olarak tanımlanan Albatros adı verilmiş denizaltı plâtosundan gelir. |
| ↑7 | L’esprit nomade (Göçebe Düşünce), Editions Grasset & Fasquelle, Paris 1987. Yeni basım Grasset, Livre de Poche, Collection Biblio essais, 2021. s. 384-417. |
| ↑8 | (Tarihin Enginlerinde) Le mot et le reste, Marsilya, 2015, 350 s. |
| ↑9 | Geopoetics -Place, Culture, World, Alba Editions, Scottish Centre for Geopoetics, Glasgow 2003.36 s. Le mouvement géopoétique, (Geopoetika Hareketi Poesis, Paris 2023. 16 s |
| ↑10 | Coast to Coast, Interviews and Conversations 1985-1995. (Bir Kıyıdan Bir Başka Kıyıya, Görüşme ve Söyleşiler 1985-1995) Open World -Mythic Horse Press, Glasgow,1996. s 26. |
| ↑11 | Le mouvement géopoétique, s. 3-4. |
| ↑12 | Territoire chamanique, Premiers temps – espaces premiers, (Şamanların Toprağı, İlk Zamanlar, Ön Uzamlar) Éditions Héros-Limite, Cenevre 2007. Yeni basım 2017. |
| ↑13 | Les rives du silence, (Sessizliğin Kıyıları -iki dilde basım) Mercure de France, 1997. s.198-210. |
| ↑14 | La carte de Guido, un pélérinage européen, Albin Michel, Paris, 2011. s. 29-30. Bu eserin İngilizcesi: Guido’s Map: A European Pilgrimage, Aberdeen University Press, 2015. xii +154 s. |
| ↑15 | “Éditorial”, Cahiers de géopoétique N. 1 Automne 1990. https://www.institut-geopoetique.org/fr/cahiers-de-geopoetique (erişim: 10.11.2023 |
| ↑16 | Bunların künyeleri için bkn. http://kennethwhite.org/oeuvres/ index.php?rub=art&srub=recit &tag= 1710431664 (Erişim tarihi 18. 1. 2024 |
| ↑17 | “The Limits of Literature” içinde: Coast to… s.32 |
| ↑18 | Bu niteleme Amerikalı yazar John Dos Passos’a aittir. |
| ↑19 | Kenneth White, L’hermitage des brumes, (Sisler İçinde İnziva), (Eric Sablé’nin K. W. ile yaptığı söyleşinin metni) Editions Dervy, Paris 2005. s.99. |
| ↑20 | Hokusai ou l’horizon sensible. (Yeni baskı) L’Atelier Contemporain, Strasbourg, 2021. |
| ↑21 | Bkn. Mavi Yol, s. 40, 41, 116, 118 vd. |
| ↑22 | Kenneth White, Les cygnes sauvages (Yaban Kuğuları), Le Mot et Le Reste,2013, Marsilya. s. 41 (İlk basımı Grasset & Fasquelle 1990 |
| ↑23 | A.g.e. s. 38-39 |
| ↑24 | Le chemin de Haïku, Edition Terriers, Nimes 1984. |
| ↑25 | L’ermitage… s. 98. Türkçe için de böyle olsa gerek. Bu yazıda sunduğum örneklerde 5/7/5 düzenine sadık kalamadım. Ancak White’ın andığı Daizetsu Teitaro Suzuki’nin Zen ve Haiku adlı eserini Türkçeye kazandıran A. Cengiz Büker, (Okyanus Yayıncılık, İstanbul 2017) anılan eserdeki örneklerde o hece düzenine, kimi istisnalar dışında sadık kalabilmiştir. |
| ↑26 | (Doğu Rüzgârının Yüzü – Asya’da Dolanmalar) Presses d’Aujourd’hui, 1980; yeni basım Albin Michel Paris 2007; İngilizcesi: Pilgrims of the Woid, Travels in South-east Asia and the North Pacific, Mainstream Publ. Co. Edinburg, 1992. |
| ↑27 | “Eleven Views of the Pyrenees” Les Rives… s. 32-37 |
| ↑28 | “Low Tide at Landrellec”, Les Rives… s. 144 |
| ↑29 | “Late August on the Coast” Atlantica poèmes, (iki dilde basım), Grasset, Paris 1986. S. 190 |
| ↑30 | Bkn.: http://kennethwhite.org/oeuvres/index.php?rub=fr&srub=preface&tag=1710079756 (erişim 5 Şubat 2024 |
| ↑31 | Metinde K. White’ın birçok eserinin künyesi yapılan alıntılar sırasında dipnotlarda verilmişti. Ne yazık ki bu yayınlara ülkemiz kütüphanelerinde erişmek pek kolay görünmüyor. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesinde iki cilt halinde toplu eserleri (doğrudan İngilizce kaleme aldığı altı eser) ile onun hakkında kimi makaleler bir de Almanca bir tez bulunuyor. Yazarın başlıca üniversite kitaplıklarında varolan eserlerinin durumu şu: İstanbul Üniv. 2, ODTÜ 2, Atatürk Üniv. 1 makale, 1 kitap bölümü (söyleşi); Boğaziçi Üniv. 1. Öte yandan Nadir Kitap’ta sadece, ikisi Fransızca üç başlıkta toplam dört nüsha satışta. O nedenle internette çabuk ve kolay ulaşılabilecek birkaç kaynağı belirtmek yararlı olabilir. İskoçya Geopoetika Merkezinin sitesi: https://www.geopoetics.org.uk/; Uluslararası Geopoetika Enstitüsü sitesi -birçok dilde: https://www.institut-geopoetique.org/; White’ın iki dilde (Fr. İng) iki ayrı kişisel sitesi: https://kennethwhite.fr/en/home/ ve http://kennethwhite.org/geopoetique/. Wikipedia’da K. White maddesi sekiz dilde mevcut. Bunlar içinde en ayrıntılısı, hayli hacimli edebi-felsefi bir etüd niteliği taşıyan Fransızca olanıdır. |